Stres tepkisiyle nasıl başa çıkılır?


İnsan bir tehditle karşı karşıya kaldığında beyni alarm durumuna geçer ve bedeni “savaş ya da kaç” (fight or flight) tepkisine hazırlar. Bu stres tepkisi, bedenin tüm savunma mekanizmasının tehdide karşı savaşmak ya da kaçmak üzere hazır ola geçmesidir.

Bu tepki insanlığın avlandığı ilkel zamanlar için son derece işlevsel ve yaşamsaldır. Karşılaşılan fiziki bir dış tehdit vardır ve insan hayatta kalma dürtüsüyle ya bu tehdide karşı savaşmak ya da ondan kaçmak zorundadır. Ancak modern dünyada değişen yaşam koşullarıyla fiziki dış tehditlerin yerini daha çok içten gelen tehditler alıyor. Artık stres tepkisini tetikleyen savaşmak ya da kaçmak zorunda kalacağımız bir yırtıcı hayvandan çok kredi borcu, faturalar, iş hayatının yoğunluğu ve stresi gibi konular. Ve maalesef günlük hayatımız küçük çapta savaş/kaç tepkileriyle dolu.

Tam da bu noktada beden vuruşlarının (EFT’nin) öneminin altını çizmek gerekiyor. EFT tekniğinde uygulanan “tapping”, yani meridyen noktalarına parmak uçlarıyla yapılan hafif vuruşlar, bedende tetiklenen savaş/kaç tepkisini durduruyor, bu tepkinin tetikleyicisi amigdalaya bunun artık bir tehdit olmadığı mesajını veriyor, zihin ve bedeni yeniden programlayarak daha farklı şekilde tepki vermesini ve bedende depolanan duygusal enerjinin boşaltılmasını sağlıyor.

Beden vuruşlarıyla ilgili daha fazla bilgiye menüdeki 1:1 Çalışmalar bölümünden ulaşabilirsiniz.

Stresin etkileri


Stresin duygudurumumuz üzerinde önemli etkilere sahip olduğunu sanırım hepimiz tahmin edebiliriz. Hayatın günlük akışında, herkes duygu durumunda dalgalanmalar yaşayabilir. Ancak, stresi baskın olarak hissettiğimiz zamanlarda normalden daha yorgun, daha tükenmiş, daha sinirli hissedebilir, ya da daha sakar, dikkatsiz, unutkan olabiliriz. Stres vücutta aşırı uyarılmışlığa sebep olur. Bu da en başta uykumuzu olumsuz anlamda etkiler. Uykusuzluk, sinir, dikkat dağınıklığı, odaklanma ve hafıza sorunları olarak karşımıza çıkar. Bununla da kalmaz üstelik. Uyku sorunları, kalp rahatsızlığı, depresyon ve obezite gibi sağlık sorunlarına dönüşme riski de taşır. Bununla birlikte, insanlar bazen farkında olmadan, stresi kendilerinde stres yaratan başka alışkanlıklarla çözmeye çalışır; sigara, alkol ya da yemek gibi… Bu da stres döngüsünü devam ettirmekten başka bir işe yaramaz.

Tüm bunlarla mücadele etmenin temel yolu, stresi yönetebilmekten geçer.

Peki siz stres seviyenizin farkında mısınız ve onunla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Neden yaşadığınız stresle baş etmesini öğrenmelisiniz?


İnsan vücudu strese tepki vermek üzere tasarlanmıştır. Bu sistem, ilkel insan zamanında oldukça işlevseldir. İlkel insanın yırtıcılardan ve diğer hayvanlardan kaynaklı tehditlere karşı kendini koruyabilmesi için tasarlanan bu sistem günümüz toplumunda hala işlevini sürdürür, ancak artık çok başka türlü. Günümüzde stres faktörleri ağır bir iş yükünü omuzlamak, bir ailenin bakımını sağlamak, kredi borçları, faturalar, yetişmeyen kiralar gibi daha incelikli ama aynı derecede tehdit edici bir biçime sahiptir. İnsan vücudu, algılanan tüm stres faktörlerini bir tehdit olarak görür.

Beden algılanan bir tehditle karşılaştığında (örneğin, ucuz atlatılan bir kaza, şok edici bir haber, zorlu bir iş gibi), beyinde küçük bir bölge olan hipotalamus sinirsel ve hormonal bir sinyal olan “savaş ya da kaç tepkisini” tetikler. Bu sistem, böbreklerin üstünde bulunan adrenal bezlere komut göndererek adrenalin ve kortizol dahil olmak üzere birtakım hormonların salgılanmasını sağlar.

Adrenalin, kalp atış hızını artıran, kan basıncını yükselten ve enerji kaynaklarını artıran bir hormondur. Birincil stres hormonu olan kortizol, kan dolaşımındaki şekeri (glikoz), beynin glikoz kullanımını ve dokuları onaran maddelerin varlığını artırır. Kortizol ayrıca savaş/kaç tepikisinde gereksiz veya zararlı olabilecek işlevleri de engeller. Bağışıklık sistemini zayıflatır, sindirim ve üreme sistemlerini bastırır. Bu karmaşık doğal alarm sistemi aynı zamanda beynin ruh halini, motivasyonunu ve korkusunu kontrol eden bölgeleriyle de iletişim kurar.

Vücudun strese verdiği bu yanıt sistemi genellikle geçicidir. Algılanan bir tehdit geçtikten sonra hormon seviyeleri normale döner. Adrenalin ve kortizol seviyeleri düştükçe, kalp hızı ve kan basıncı başlangıç ​​seviyelerine döner ve diğer sistemler düzenli faaliyetlerine devam eder. Ancak, modern toplumda her şeyi bir stres faktörü olarak deneyimlediğimizden vücudumuz da sürekli kendini saldırı altında hisser ve savaş/kaç tepkisi sürekli aktif kalır.

Stres-tepki sisteminin uzun süreli aktif kalması – dolayısıyla kortizol ve diğer stres hormonlarına aşırı maruz kalma – vücudun neredeyse tüm süreçlerinin dengesini bozar ve aşağıdakiler de dahil olmak üzere sayısız zihinsel ve fiziksel sağlık sorunu riskini artırabilir:

– Kaygı

– Depresyon

– Sindirim problemleri

– Kalp hastalıkları

– Uyku sorunları

– Kilo problemleri

– Bellek ve konsantrasyon bozukluğu

İşte tüm bunlar sebebiyle yaşadığınız stresle baş etmeyi öğrenmenin faydaları çok büyük. EFT temelli Stresten Pozitife atölyesiyle buna dair hem ciddi bir farkındalık, hem de son derece pratik ve çok faydalık uygulamalar öğrenebilirsiniz.